Türkiye Cumhuriyeti

Brüksel Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Büyükelçi N. Murat Ersavcı Tarafından 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü Dolayısı Ile Brüksel Büyükelçiliğinde Yapılan Konuşma , 10.11.2009

 

 

 

Büyükelçi N. Murat Ersavcı Tarafından 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü Dolayısı ile Brüksel Büyükelçiliğinde Yapılan Konuşma

 

Değerli Konuklarımız,

Değerli Çalışma Arkadaşlarım

Değerli Basın Mensupları

 

Cumhuriyetimizi kuran, Türk devrimini gerçekleştiren ve bağımsızlığa kavuşturduğu ulusumuzu çağdaş uygarlık düzeyine taşıyan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının 71. Yıldönümünde, minnet ve şükranla anmak üzere toplanmış bulunmaktayız.

 

Atatürk, dogmatik ve basmakalıp yaklaşımları dışlayan, dinamik, yeniliklere öz kimliğini koruyarak uyum sağlamayı başaran, özgüven ve sorumluluk sahibi, özgür düşünceli bireylerden oluşan çağdaş bir toplum yaratmayı hedeflemiştir. Atatürk’ün doğruluğu deneyimlerle kanıtlanmış ilke ve görüşleri bugün de geçerliliğini korumakta, geleceğimizi güvenle aydınlatmaktadır.

Kısa bir süre önce 86. yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet'in başarıları, savaştan çıkmış yokluklar içindeki bir ülkenin, laik demokratik parlamenter bir sistem içinde nereden nereye gelebileceğini en güzel biçimde gözler önüne sermektedir.

Sayın Konuklar,

Atatürk, dünya liderlerinin günümüzde de hayranlık duyduğu, üstün liderlik meziyetleri olan, uzak görüşlü, akılcı ve gerçekçi yönlerini mükemmel bir şekilde bağdaştıran eşsiz bir şahsiyetti. Barış ve köklü dostluğun nasıl tesis edilebileceğini bilen bir bilge idi. Buna, kurtuluş savaşımızı izleyen dönemde ülkemizi işgale gelenlere onun uzattığı dostluk elini örnek gösterebiliriz.

Bu bağlamda, geçen yıl Avustralya makamlarının katkıları ile ülkenin başkentinde yeniden görkemli biçimde yaptırdığımız Atatürk anıtını meslek yaşamımın en anlamlı çalışmalarından biri olarak değerlendiriyorum.

 

Değerli Konuklar,

 

Benim için Atatürk, önce çağdaş Batı uygarlığını yakalamak ve sonra aşmaktır.

 

Bu amaçla gerekli maddi ve manevi alt yapıyı yaratmak, aklı ve bilgiyi üretmektir.

Bu büyük vizyonu yakınmadan, mazeretsiz kovalamaktır.

Bitmeyen bir özgüven, cesaret ve ısrarla sorunların üstüne gitmek ve onları çözmektir.

Benim için “Atatürkçülük” başı dik yaşamak için çok çalışmak, çok üretmek ve insanlığın mümkün olan en üst düzeyine ulaşmaktır.

Dünyanın en ileri, hayranlık duyulan ilk on ülkesi arasına girmektir.

 

Öyle ise bu anlayış eskimez. Türkiye’nin ve milletimizin engel tanımadan ilerleme ve yükselme anlayışının eskimesi mümkün olabilir mi?

Bu rüya, bu proje ve bu fikir bizlere ışık tutmaya devam edecektir.

 

Bu çerçevede, basınımız aracılığı ile Belçikalı yurttaşlarımızdan önemli bir ricam, kimlik ve kültürümüzün bilinci ile birlik ve beraberlik içinde bu ülke yaşamının her alanında aktif olmalarıdır.

 

Onun aziz hatırası önünde saygı ile eğiliyoruz...